Deneyimli televizyoncu Hande Ertekin, yeni kitabı 'Konu Aşksa'yı anlattı!

Medyatava Özelİkinci kitabı "Konu Aşksa"yı okurlarıyla buluşturan Hande Ertekin, Medyatava'nın sorularını yanıtladı.

Deneyimli televizyoncu Hande Ertekin, yeni kitabı 'Konu Aşksa'yı anlattı!

Televizyon dünyasının tecrübeli isimlerinden Hande Ertekin'in "Zevce"den sonraki ikinci kitabı "Konu Aşksa", geçtiğimiz haftalarda İnkılap Yayınları'ndan çıktı. İlk romanında olduğu gibi ikinci romanında da aşk üzerine yoğunlaşan Ertekin, Medyatava'dan Canan Kaya'nın sorularını yanıtladı.

TV8, TVEM ve son olarak TGRT Haber kanallarında yöneticilik de yapan deneyimli televizyoncu, yakın bir tarihte mesleğiyle ilgili sürprizlerinin olacağını da açıkladı.

İlk kitabınız "Zevce"den sonra ikinci kitabınız "Konu Aşksa" ile güzel bir sürpriz yaptınız okurlarınıza. Konumuz ise yine aşk... Neden aşkı yazmayı tercih ediyorsunuz?

Hayatım boyunca aldığım her kararda hep kalbimin sesini dinledim ben, yaptığım her işte, yaşamıma aldığım herkeste, ailemle olan ilişkimde hep sevgi üzerine temeller kurdum... Ne kadar ayakları yere basan, çalışan, üreten, güçlü bir kadın olsanızda, saçımızın okşandığı ana kadardır biz kadınların güçlü duruşu... Biraz ilgi, biraz şefkat kedi gibi yapar hepimizi, kuyruğumuza basıldığında tırnaklarımızı çıkarıp tekrardan gücümüzü göstereceğimiz ana kadar... Duyguları ile hareket eden, aşka ve sevgiye aşık, hayatınızın her alanını, "kalbi" olarak yöneten bir kadınsanız, aşktan daha iyi ne anlatabilirsiniz ki okura? Belki bir başka kitapta 20 senedir vermeye çalıştığım ama beceremediğim 5 kiloyla imtihanımı yazarım. (Gülüyor)

Yazar olmaya ne zaman karar verdiniz?

İçten gelen bir dürtü galiba yazmak, ben bir yazar olayım diye karar verilecek bir şey değil sanırsam... içinizden bir ses size yazdırıyor... gece uykudan uyanıp, yolda giderken arabayı sağa çekip, bir müzik dinlerken, uzaklara dalıp hayal kurarken, aklınıza sürekli bir şeyler geliyor, sürekli not alır durumda buluyorsunuz kendinizi... Ben okuma yazmayı çözdüğüm günden beri yazıyorum...

Televizyonculuk yoğun ve yorucu bir meslek. Yazarlıkla yan yana zor olmuyor mu?

Yazmak insanı dinlendiren bir durum, en azından benim için öyle... Televizyonculukla da aslında ayrı yumurta ikizi gibi, mesleğimin bir kolu ama ama yaşattığı duygular bir o kadar farklı... Televizyonun adrenalini yüksek, heyecanlı ve egoların had safhada olduğu temposuna, bazen yoruldum deyip, biraz mola vermek istersiniz, ama öyle de bir aşktır ki televizyon asla vazgeçemezsiniz de... işte böyle kabuğuma çekilmek istediğim, kendimi dinlemek istediğim zamanlarda yazmak çok iyi geliyor bana... Televizyonu ve yazarlığı, hayatımda birbirinin içine ekledim sanki ben... Televizyon yöneticiliğinde ki yorgunluğumu, cadılığımı, heyecanımı, tez canlılığımı, yazarlıkta sakinleştiriyorum, daha dingin oluyorum, sonuca ulaşmak için sabretmeyi öğreniyorum... Yazarlık duygusal tarafımı besliyor, televizyon hayat enerjimi... Birbirine karıştırınca, yaptığım her işte hem dinleniyorum, hem eğleniyorum, hem sürekli yaşadığımı hatırlayıp savaşmaya, hemde her koşulda mutsuzlukları kısa sürede atlatarak üretmeye  devam ediyorum. Galiba başarılıda oluyorum

Teklif var mı bir kanaldan?

Sürprizlerim olacak mesleğimle alakalı, ben çalışmadan duramam işim benim için başka bir aşk... Başarısızlığa asla tahammülüm yok çalışırken, o yüzden biraz kontrol frik biri oldum ben işimde, her şeye karışıyorum engel olamıyorum kendime, ekrana konulan noktayı bilmek istiyorum, Buda bazen birilerini rahatsız ediyor tabiki, eksiklikler ortaya çıkıyor çünkü, o yüzden mutlak başarıya ulaşmam için önümün kesilmeyeceği, ekibimle huzurlu çalışmama müsade edilecek, attığım adımın hesabını tabiki vereceğim ama attığım adımın nasıl olacağının nokta nokta bana söylenmediği bana teslim edilmiş bir kanal olursa ve beni bulursa, alıp uçurmak istiyorum tabiki... televizyonun içinde olmayı çok seviyorum ve aklımda bir sürü değişik proje var... Kanalları izleyip kendi kendime ben burada olsam nasıl bir yayın akışı yapardım deyip akış çıkarıyorum, her sabah reytinglere bakıp programlar nerde Reyting almamış, ne yapmış reytingi çıkmış kontrol ediyorum çalışmasamda... ben hasta bir televizyoncuyum... kendi kendime programlara kızıyorum, söyleniyorum, sunucuya laf yetiştiriyorum şunu sorsana diye, yapımcıyı bazen tebrik ediyorum, bazen yerin dibine sokuyorum o programı alan yöneticiyi... Ben bir işi ekrana koyuyorsam ertesi gün kaç yerde yazılıp, çizilecek onu bile hesaplarım... Zor yani benim gibi bir deliyi idare etmek yürek ister, karşımdakinin kendine, işine, olduğu yere çok güvenmesi lazım... İnşallah kıymet bilen bir yerde  "Durmak Yok yola devam" edeceğim göreceğiz hep beraber hayat uzun. (Gülüyor)

Kitabı gerçek olaylardan esinlenerek kurguladığınızı belirtiyorsunuz... Bu gerçekliğin içinde siz de var mısınız?

Tabiki varım.... Konu Aşksa'nın baş kahramanı Hayal... Hayal modern dünyada ayakları üzerinde duran, çalışan, emeğe önem veren, güçlü duruşu olan ama bir o kadarda kırılgan ve duygusal bir kadın. Karakteri bana benziyor açıkçası. Olayları ortaya koyunca da, romanda ki Hayal'in tepkileri ile Hande biraz örtüşüyor. Matematiksel olarak Hayal'i tanıyor gibiyim. Her duyguyu, her aklı temsil eden bir karakter var romanda, olaylara bakış üzerinden. Bir drama oyunu gibi. Gitmeyi sevdiğim yerler, benim yaşadığım bazı geçmiş anılar... Dostlarımla benim ve dostlarımın yaşadığı bazı hatıralar... benden, etrafımdan sadece bizim bildiğimiz izler, şifreler var kitapta... Konu Aşksa'yı yazarken, dünya döndükçe benim için kıymetli olmuş birileriyle, okuduklarında tebessüm edecekleri bir kaç anımızı bırakmak istedim yeryüzünde sonsuza kadar... Söz uçar yazı kalır... O yüzden hayal gücüm kadar, gerçek hayattan esinlenmelerde var evet. Romanı okuyanlar gülecek şimdi "manda yoğurdu" hikayesi gerçek olmuş bir olay mesela hayal gücüm değil.

Sizce aşk en iyi acı çektiğimiz zamanlarda mı yazılabilir, yoksa mutlu olduğumuz zamanlarda mı? Sizin ilham periniz ne zaman geliyor? 

Bende ki periler hiç gitmiyor  [☺] ️yazarken illa benim bir aşk yaşamam da gerekmiyor iyi yada kötü... Ben başkalarının yaşadıklarından esinlenipte yazıyorum... yüzlerce yazılmış şiirim var, bir çoğunu kendi yaşadığım olaylardan değil etrafımdan beslenerek yazdım... Kendimi yazarken daha iyi ifade ettiğimi düşündüğüm için bu soruya bende eşit diyebilirim... mutlu, mutsuz, deli aşık, aşk zede, başkasının yaşadığı, benim yaşadığım her koşulda yazıyorum ben.

Yeni kitap hazırlığı var mı?

Evet Yeni kitaba notlar diye not tutmaya başladım bile hoşuma giden olayları, aklıma gelen güzel kelimeleri... Ne zaman bir roman haline dönüşür bilmiyorum çünkü kafamda net bir hikaye, net bir dönem, net bir kahraman yok ama mevzu yine belli  "KONU AŞK" 

 

Canan Kaya / Medyatava

canankaya@medyatava.com

 

Teknolojik İşler Ofisi

Sayfa Derleme Süresi: 0.1840 saniye